Almanya, okyanusun derinliklerinde ham madde arayışında: Ekosisteme zarar verebilir

Almanya, okyanusun derinliklerinde ham madde arayışında: Ekosisteme zarar verebilir

Elektrikli otomobiller ve yenilenebilir enerji için önemli olan bakır, nikel ve kobalt gibi ham maddelerde ithalata bağımlı olan Almanya, Pasifik Okyanusu’nun 4 bin 500 metre derinliğinde ham madde arayarak bu durumu değiştirmeye hazırlanıyor.

Alman Haber Ajansı’nın (DPA) haberine göre, 2011’de Deniz Teknolojileri Ulusal Master Planı’nda derin deniz madenciliğini öncelikli bir konu olarak tanımlayan Almanya, ham maddenin küresel ekonomi için öneminin giderek artmasıyla denizden hammadde ihtiyacını gidermeye çalışıyor.

Şimdiye kadar elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerjilerin yayılması için acil ihtiyaç duyulan nikel, bakır ve kobalt gibi madenlerin ithalata bağımlı olan Almanya, derin deniz tabanından çıkarılacak bu madenlere gelecek yıllarda talebin yüksek olacağını öngörüyor.

Almanya Federal Yerbilimleri ve Doğal Kaynaklar Enstitüsü (BGR), Hawaii ve Meksika arasında denizde yaklaşık 4 bin 500 metre derinlikte deniz madenciliğinin çevresel etkilerini bilimsel olarak değerlendirmek için çalışmalar yapıyor.

OKYANUS EKOSİSTEMİNDE KALICI HASAR BIRAKABİLİR

Almanya’nın derin deniz madenciliği halen gelecek için bir vizyon olmasına rağmen, Uluslararası çevre örgütü Greenpeace gibi kuruluşlar ham maddenin çıkarılmasının okyanus ekosistemine kalıcı olarak zarar verebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

“SANKİ YARIN YOKMUŞ GİBİ OKYANUSLARIMIZI TALAN EDİYOR”

Greenpeace aktivistlerinden deniz biyolojisi uzmanı Sandra Schöttner, konuya ilişkin değerlendirmesinde “Bugün sanayi, sanki yarın yokmuş gibi okyanuslarımızı talan ediyor ve kirletiyor. Madencilik yoluyla derin deniz yok edilmemeli. Denizlerde hayat ölürse, biz de geçim kaynağımızı kaybederiz.” ifadesini kullandı.

Son yıllarda otomobil endüstrisinde çığır açan teknolojilerin Çin ve ABD’den gelmesi Alman kamuoyunda tartışma konusu olurken, Alman üreticiler, başta batarya teknolojisi olmak üzere, bu tartışmalardan sonra elektrikli otomobiller için 100 milyar avrodan fazla yatırım yapacaklarını açıkladı.

Alman şirketlerin batarya teknolojisinde hem ham madde tedariki hem de teknoloji konusunda önemli mesafe alan Çin merkezli şirketlerle iş birliğini artırması dikkati çekiyor.

GELECEĞİN PETROLÜ LİTYUM

Özellikle son dönemde elektrikli otomobil ve otonom robotlara ilginin artması, bu makinelerin ihtiyaç duyduğu enerjinin depolama birimlerinin temel maddesi olarak lityumu ön plana çıkarıyor.

Lityum ve pil üretimi konusunda harekete geçen ülkelerin, bu konuda ham madde tedarik zincirlerini garantiye almak için yoğun çalışmalar yapmaları dikkati çekiyor.

2017 yılında hazırlanan Avrupa Birliği (AB) kritik ham madde listesinde, pil üretiminde kullanılan kobalt, doğal grafit ve silikon yer alırken 2020 yılı eylül ayında güncellenen listeye lityum da girmişti.

ÇİN, PİL ÜRETİM KAPASİTESİNİ ARTIRIYOR

Öte yandan, geleceğin en önemli ham maddesi olan lityum konusunda Çin de boş durmuyor.

Bir yandan dünyanın lityum yataklarının yarısına sahip olan Güney Amerika’daki lityum şirketlerini satın alırken bir yandan da lityum zengini ülkelerdeki şirketlerle Madencilik Şirketleri Birliği’ni kurarak bu piyasadaki pozisyonunu kuvvetlendiren Çin aynı zamanda ham madde kaynaklarını garanti altına alıp pil üretim kapasitesini de artırıyor.

Vizyon olarak dünyanın en büyük batarya üreticisi olmayı hedefleyen Çinli şirketler var. 2013 yılında dünyadaki lityum iyon pil üretim kapasitesinin yüzde 50’sine sahip olan Çin, 2018 yılında toplam kapasitenin yüzde 60’ını kontrol etmeye başladı.

Söz konusu bataryalarının dünyadaki en büyük üreticileri arasında Çinli CATL şirketi dikkati çekiyor.

Haberi kaynağından okumak için tıklayın.

2021-05-14 13:45:42