Ay’a yolculuk: İnsanlık ve Türkiye için ne anlama geliyor?

Ay’a yolculuk: İnsanlık ve Türkiye için ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalarda “İnşallah Ay’a gidiyoruz” demiş ve eklemişti: “En önemli hedefimiz, Cumhuriyetimizin 100. yılında Ay’a ilk teması gerçekleştirmektir.”

Buna göre Ay programı iki aşamada tamamlanacak ve ilk fırlatma uluslararası işbirliğiyle hayata geçerken 2028’deki ikinci aşamada uzay aracını yakın yörüngeye çıkaracak fırlatma Türkiye’nin roketiyle gerçekleşecek. 10 aşamalı uzay programında uzay limanı işletmesi kurmak ve bir Türk vatandaşını uzaya göndermek gibi hedefler de bulunuyor. 

Türkiye’nin uzay çalışmalarıyla ilgili kafalarda çokça soru işareti de mevcut. Hurriyet.com.tr’ye konuşan İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı Yardımcısı Sinan Aliş’e göre Türkiye’nin uzay konusunda görünmeyen bir altyapısı var. Uzay çalışmalarının uzun soluklu olduğunun altını çizen Aliş, bu aşamada Türk astronot gönderilmesinin sembolik olduğunu, bilimsel tarafta altı doldurulan bir programın önemini vurguluyor. 

1) Türkiye’nin uzayla sınavı artık resmi olarak başladı. Bu işi yapabilecek gerekli alt yapıya sahip miyiz?

Aslında görülmeyen bir alt yapımız var. Bu konularda çok kamuoyu önünde olmayan ancak içinde olan insanların bildiği, çeşitli kurumlarda parça parça yapılmış çalışmalar var. Özellikle alet ve teknoloji anlamında. Türkiye Uzay Ajansı ile birlikte bunların bir araya gelip koordine olunarak çalışılması hedefleniyor. Özellikle TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü, kurulduğu günden bugüne kadar çok ciddi tecrübe kazandı. Uydular geliştirdi, denemeler yaptı. Onun dışında ASELSAN ve ROKETSAN’da özellikle Savunma Sanayi Başkanlığı’na bağlı alt şirketlerde bir sürü çalışmalar yürütülüyor.

class=”cf”>

2) Bunların hepsi doğrudan uzay ile ilgili çalışmalar mı?

Hepsi doğrudan değil ama uzay teknolojilerine zemin oluşturan çalışmalar. Özellikle roket konuları bir süre sonra kendi uydumuzu ve uzay araçlarımızı uzaya göndermek için gerekli olacak. Bu konularda da çok ciddi gelişmeler var, özellikle ROKETSAN bünyesinde… Bu şirketlerle bağlantılı olan birkaç özel şirketler de var. Türkiye’de çok ön planda değil ama bu şirketlerde de arge çalışmaları yapılıyor. Özellikle motor teknolojisi, sıvı yakıtlı, katı yakıtlı, hibrit teknolojisi konusunda gelişmeler sürüyor. Bunlar zaten belli bir noktaya geldiği için de uzay programında iddialı ifade kullanıldı.

3) Peki Türkiye’nin bu iş için gerekli bütçesi var mı?

Bu süreç çok maliyetli. Şu anda uzay ajansının bütçesi bunun tamamını kendi başına yapabilecek durumda değil. Zaten çoğu devlet ve özel kurumların aktardığı kaynakları topladığımızda başlangıç için ortaya iyi bir rakam çıkıyor. Aslında 2000’lerin başından beri uzay teknolojisi konusunda sistematik çalışmalar yapıyoruz. Kamuoyunda bu çok bilinmediği için sanki iki yılda Ay’a gidiyormuşuz gibi ya da bir anda bütün bunlar olacakmış gibi algı var ama bu doğru değil. Bütün bu birikimin üzerine yeni kurulan bir ajans var. Bu aslında iyi bir şey, ne kadar başarılı olabileceği konusunda bir şey söylemek güç, bunu hep beraber yaşayıp göreceğiz ama desteklemek zorundayız. Çünkü iyi adımlar atılmaya çalışılıyor.

4) Türkiye’den uzaya gidecek kişi nasıl eğitimler görmeli?

Bence çok büyütülmemesi gereken bir konu bu. Çünkü henüz bizim sürekli yürüttüğümüz bir uzay programımız yok. Yani uzayda sürekli deneyler yaptığımız, bilimsel tarafta altını doldurduğumuz bir programdan bahsediyorum. Dolayısıyla Türk astronotları sembolik olarak önemli bir şey olabilir. Bir defalık bir astronotu uzaya göndermek ve getirmek yine önemli bir kamuyu farkındalığı ama başlı başına çok önemli bir iş değil. Bu nedenle bu kişinin alacağı eğitimler hayati değil, çünkü kısa süreli bir ziyaret yapacak. Temel bazlı eğitimler alması, bazı sağlık ve fizyolojik testlerden geçmesi yeterli olacaktır. Ama daha uzun bir vadeli program yürütülecek olursa o zaman diğer ülkelerde olduğu gibi yoğun bir eğitim programından geçmesi gerekiyor. Uzay ortamını simüle eden ağır suyun olduğu testler yapılması gerekiyor.

5) Ay’a gitmek insanlık tarihini nasıl değiştirdi?

Bu durum sadece Ay’a gidildiği için değil, başka bir gök cismine gidilmesi anlamında büyük bir teknoloji kazanımı yaratıyor. Ay’ın Dünya’ya en yakın cisim olması nedeniyle ilgimizi çok çeken bir tarafı var. Sadece Ay değil Mars’a gitmek de aynı şekilde önemli. Bunun en büyük kazanımı, ilerleyen zamanda başka gök cisimlerinde üsler kurulması. Dünyadaki kaynakları tüketiyoruz ve bu kaynaklar için alternatifler aramak zorundayız. Bu aşamada elbette çok uygun yerler yok ama bu araştırmaları yapabilirsek uzun yıllar sonra bunların zeminini oluşturabiliriz. Son zamanlarda uzay madenciliği de gündemde…  Özellikle hem ABD’nin hem de Japonya’nın iki tane aracının bu tip gök cisimlerinin yörüngelerine girip hatta yüzeylerine konup oradan malzeme alıp dünyaya geri getirdiğine şahit olduk. Elbette robotik her şeyi yapabiliriz, insanın gitmesine gerek yok ama bazı noktalarda üsler kurmak ya da alternatif yaşam yerleri oluşturmaya ihtiyacımız var.,

class=”cf”>

AY’IN DÜNYA İLE BAĞI

class=”cf”>

Bu noktada geçmişe bir yolculuk yaparak uzay çalışmalarının ve ‘Ay’a yolculuğun’ insanlık için ne anlama geldiğine bir göz atalım.

Ay, Dünya’mızın tek doğal uydusu. ‘Güneş Sistemi’ içinde beşinci büyük doğal uydu olarak biliniyor. Dünya ile Ay arasında ortalama merkezden merkeze uzaklığı 384 bin 403 kilometre bu da özetle Dünya’nın çapının yaklaşık otuz katı kadarı… Ay’ın çapı ise 3 bin 474 kilometre bu da Dünya çapının dörtte birinden biraz fazla. Dolayısıyla Ay’ın hacmi Dünya’nın hacminin yüzde 2’si kadar. Kütlesi Dünya kütlesinden 81,3 kat daha düşük ve yüzeyinde kütle çekim etkisi yer çekiminin yaklaşık yüzde 17’si kadar. Ay, Dünya’nın yörüngesinde bir turunu 27 gün 7 saatte tamamlıyor.

Ay’ın, insanların üzerine iniş yaparak yürüdükleri tek gökcismi olduğunu biliyoruz. Peki süreç nasıl gelişti? Bu merak tarih öncesi yıllara kadar dayanıyor ama 1865’te ‘Dünya’dan Ay’a’ adlı kitabında Jules Verne 900 ayak uzunluğundaki bir toptan fırlatılan bir füzenin 4 gün sonra Ay’a ulaşacağını yazmıştı. 1902’e gelindiğinde ise Georges Méliès alışılmışın dışında olağanüstü sinema hileleriyle ‘Aya Seyahat’ filmini çekmişti. Merak hep vardı ama teknoloji yeterli değildi. Roket geliştirme çalışmalarıyla her şey farklı bir boyuta evrilecekti.

ROKET ÇALIŞMALARIYLA DEĞİŞEN DÜNYA

Uzay yolculuğunun kapılarını açan ilk bilim insanları Rusya’da Konstantin Tsiolkovski, ABD’de Robert Goddard ve Almanya’da ise Hermann Oberth olarak bilinir. Bu üç bilim insanın ortak noktaları roket üzerine çalışmaları…

Tsiolkovsky, 1903 yılında tepkili itme sistemiyle füze sistemleri üzerine çalışmalar sürdürdü. Hatta günümüzdeki sistemlerin temelini attı bile diyebiliriz. Yaptığı en önemli şey sıvı hidrojen ve oksijenle çalışan motorun kullanım mekanizmasını çizimlerle aktarmak… Sonra Goddard 16 Mart 1926 tarihinde Worcester’da ilk sıvı ergollü roketi fırlattı. Bu çalışmada alınan sonuç ise şu; roket 2,5 saniye havada kaldı, 12,5 metreye yükseldi ve 56 metre uzağa düştü. İlk çalışmalar için hiç de fena değildi.

UZAYA DEĞİL DÜŞMANA GÖNDERİLDİ

Bir yıl sonra 1927’de Oberth, ‘Uzay Yolculuğu Derneğini’ kurdu. 1927 yılları sonrası ne yazık ki dünyanın 2. Dünya Savaşı’nı yaşadığı zamanlar… Haliyle Oberth Nazi Almanyası için uzun menzilli roketleri silah olarak kullanma üzerinde çalışmalar yaptı. 2. Dünya Savaşı’nda Alman ordusu için V-1 roketlerini, asistanı Braun ile tasarladılar. Sonra bu proje daha da gelişerek V-2 versiyonu ortaya çıktı.
İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru da İngiltere’nin başkenti Londra, 320 kilometre menzilli V-2 füze ile vuruldu. V-2 tipi füze Manş Denizi üzerinde 95 kilometre irtifada saatte 5 bin 600 km hızla hareket ediyordu.

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ VE AY’IN KEŞFİ

Tüm bu gelişmelerden sonra 20’nci yüzyılda dünya bambaşka bir düzene geçti. Sovyetler Birliği ile ABD arasında oldukça sert geçen bir ‘uzay savaşı’ yaşandı. Her iki ülke de uzaya gidebilmek için ciddi çalışmalar yapıyor, rekabet gittikçe artıyordu. Sovyet Rusya 1957’de Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden ‘R-7 roketi’ ile uzaya Sputnik-1 uydusunu gönderdi. Yalnız gönderilen uydu 23 gün sonra atmosfere girerek yandı.

Yine aynı yıl Sputnik-2 gönderildi ve geri dönüş mekanizması yoktu. Uçuşta, Laika adındaki köpek görevliydi ve bu o dönem ciddi tepkilere neden oldu. Çünkü Laika kabinin ısınması sebebiyle hayatını kaybetti. Sonraki süreçte birçok deneme daha gerçekleşti ve Rus kozmonot Yuri Gagarin, uzay aracıyla Dünya’nın çevresinde döndü. Bunun üzerine ABD, uzaydaki rakibi karşısında, uzaya olmasa da Ay’a ilk insanı gönderen ülke olmayı hedefledi. 1962’de Kennedy, o meşhur konuşmayı yaptı: “Biz Ay’a gitmeyi tercih ediyoruz!”… Daha sonrasında ilk insanlı Ay yolculuğu, 16 Temmuz 1969’daki fırlatılışla tarihe geçen Apollo 11 ile gerçekleşti.

AY’A İLK AYAK BASANLAR

Neil Armstrong, Edwin Aldrin, Michael Collins isimli astronotları taşıyan Apollo 11, 20 Temmuz 1969 tarihinde ay yörüngesine girdi. Ay örümceği adlı modülün Ay’ın Sessizlik Denizi (Sea Of Tranquillity) bölgesine yaptığı inişin hemen ardından Neil Armstrong Ay yüzeyinde yürüdü. 15 dakika sonra onu Edwin Aldrin izledi, sonra Michael Collins adım attı. Bu üçlü toplam 21 saat 36 dakika boyunca ay üzerinde kaldılar.

600 MİLYON KİŞİ CANLI İZLEDİ

Neil Armstrong, 5 Ağustos 1930’da Ohio’da doğdu. 1955 yılında Purdue Üniversitesinde havacılık mühendisliği okudu. 1962 yılında astronot olarak seçilen Armstrong, Apollo 11 ile göreve çıktığında 38 yaşındaydı. Ay’a ilk ayak basan insan olarak tarihe geçti ve şu tarihi sözü söyledi: “Benim için küçük, insanlık için büyük adım”…  Neil Armstrong’un Ay’a ayak basması dünya genelinde 600 milyon kişi tarafından canlı yayınla izledi.  Komuta modülü Columbia’dan ve Ay modülü Eagle’dan oluşan Apollo 11 uzay aracı ile 386 bin kilometrelik yolculuk 76 saat sürdü. Amerikan ABC, CBS ve NBC kanalları, Apollo 11’in Ay görevini naklen yayınlamak için 11 ila 12 milyon dolar değerinde para harcadı.

PEKİ BİR ASTRONOT NASIL YETİŞİYOR?

Genel olarak, mühendislik, fizik, kimya, biyoloji, matematik ve bilgi teknolojileri alanında en az lisans derecesinde eğitim almış olmak şart. Hatta son zamanlarda çoğu astronotların bu alanlarda yüksek lisans ya da doktora derecesi bile var. Yabancı dil en önemli unsur. Özellikle Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapacak astronotların iyi derecede İngilizce ve Rusça bilmesi tercih sebebi. Ayrıca astronot adaylarının görme keskinliklerinin çok iyi olması ve tansiyonlarının 140/90 mmHg değerini aşmaması da aranan özelliklerden.

Boylarının da 1,60 – 1,90 metre arasında olması da şart koşuluyor. Astronot olmak için gerekli temel koşulları sağlayanlar başvuru yapabiliyor. Başvurusu kabul edilen adaylar psikolojik ve fiziksel bazı testlerden geçirildikten sonra mülakata alınıyor. Bu aşamaları geçen adaylar yoğun bir eğitim programına başlıyor. Ayrıca Uzay araçlarını ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nu (ISS) komuta eden astronotların belirli bir uçuş süresi tecrübesi ediniyorlar. NASA’da eğitim süreci yaklaşık 2 yıl sürerken, ESA astronot adayları 40 aylık bir eğitim sürecini tamamlanıyor.

AY’A GİTMEK KAÇ GÜN SÜRER?

Bugüne kadar çokça uzay aracı Ay’ın yörüngesinden geçti ya da üzerine iniş yaptı. Bu yolculuğun ne kadar sürdüğü değişkenlik gösteriyor. Zaten çalışmalar hâlâ devam ediyor. Örneğin Apollo 11’in ile 386 bin kilometrelik yolculuğu 76 saat sürmüştü yani yaklaşık üç gün. 27 Eylül 2003’te fırlatılan Avrupa Uzay Ajansı’na ait SMART-1 Ay Sondası ise 1 yıl, 1 ay ve iki hafta sonunda hedefine ulaşmıştı.

24 Ekim 2007’de fırlatılan Çin’in Chang’e-1 adlı uzay aracı 5 Kasım’da Ay’ın yörüngesine ulaşmıştı. Bu arada NASA’nın 19 Ocak 2006’da gönderdiği ‘New Horizons’  uzay aracı için en hızlısı diyebiliriz. Bu araç Plüton sistemini incelemek üzere hareket etmişti yani bu çalışma bir Ay görevi değildi. Yalnız 380 bin kilometrelik mesafeyi 8 saatte aşması oldukça önemli bir gelişme olarak biliniyor.

HANGİ ÜLKELERİN AY’A YOLCULUK ÇALIŞMALARI VAR?

Şu bir gerçek ki Sovyetler ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki rekabet, uzay teknolojisinin ve uzay biliminin gelişimine çok büyük katkı sağladı. Bu iki ülke dışında bazı ülkelerin girişimleri oldu ve olmaya da devam ediyor.

JAPONYA
İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerinden hızla kurtulup kısa süre sonra aya bir uydu gönderdi. Dünya’nın süper gücü olma yarışında ben de varım diyordu. Planlandıkları gibi ayın yüzeyine çarpmadan önce ayın yörüngesinde dönen ‘Hiten’ ve ‘Selene’ adlı iki uzay sondası fırlattı. Hiten 24 Ocak 1990’da fırlatıldı ve 10 Nisan 1993’te düştü, Selene yörünge aracı ise 14 Eylül 2007’de fırlatıldı ve 10 Haziran 2009’da iniş yaptı.

HİNDİSTAN
Hindistan Uzay Araştırma Organizasyonu tarafından Chandrayaan 2 adlı uzay aracı geliştirildi. Görev, Satish Dhawan Uzay Merkezi’ndeki ikinci fırlatma rampasından, 22 Temmuz 2019 saat 14:43’te Geosynchronous Satellite Launch Vehicle Mark III (GSLV Mk III) tarafından başlatıldı. Ay’ın güney kutbuna iniş yapmak isityorlardı ama inişe 2.1 kilometre kala uzay aracı ile bağlantı koptu ve iniş başarısızlıkla sonuçlandı.

ÇİN
Bu yarışta en güçlü ve istekli ülke olarak Çin’i söyleyebiliriz. 24 Ekim 2007’de Chang’e-1’i  Ay yörüngesini fırlattı ve 16 aylık görevini tamamladı. 1 Mart 2009’da düştü. Chang’e-3 adlı ikinci ay yörüngesi ise ayın yüzeyine bir gezici indirmeyi başardı. Çalışmalar bunlarla da sınırlı kalmadı.

ÇİN, UZAY YARIŞINDA ADIMLARINI HIZLANDIRIYOR

Çin, son yıllarda Ay ve Mars keşif görevleri, uydu teknolojisi ve insanlı uzay seferlerine yönelik iddialı adımlarıyla ABD ve Rusya’nın öncülük ettiği uzay yarışında yeni güç olarak ortaya çıkıyor. Özellikle son 20 yılda ürettiği uydu, roket, mekik, keşif araçları ve diğer donanımlar ile kendine yeterli uzay programı geliştirme konusunda ciddi mesafe kaydetti.

2019’da ‘Çang’ı 4’ robotik aracını Ay’ın karanlık yüzüne indiren Çin, bunu başarabilen ilk ülke oldu. Ay’ın yüzeyinden örnek toplaması planlanan ‘Çang’ı 5’ aracını da 24 Kasım’da uzaya fırlattı ve olumlu sonuçlar aldı. Çin Ulusal Uzay İdaresi (CNSA), 2023-2024 yıllarında yeni Ay görevine daha başlayacağını duyurdu. Kaya ve toprak örnekleri toplamak üzere Çang’ı 6 aracının ve Ay’ın güney kutbunda keşif yapmak üzere Çang’ı 7 görevlerinin planlandığını bildirdi.

AY’A GİTMENİN MALİYETİ NE KADAR?

Yıllarca hükümetlerin tekelinde olan uzay yolculukları, yakın tarihte özel şirketlerin de faaliyet gösterdiği bir alana dönüştü. Türkiye’nin uzay programında açıkladığı hedeflerden biri, Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) astronot göndermekti. Tüm dünyanın uzunca bir süre bu görev için bağımlı olduğu Rusya, Soyuz roketleriyle bir astronotu ISS’e göndermek için 80 milyon doların üzerinde ücret talep ediyor.

ABD merkezli SpaceX şirketi ise geçen yıl kullanılmaya başlanan roketleriyle aynı görev için 50 milyon dolar istiyor. Uzaya turist olarak giden ilk kişi olan Dennis Tito’nun 2001 yılında 20 milyon dolar ödediği, 2009’da uzay turisti olan Guy Laliberté’nin ise 35 milyon dolar ödediği basında yer almıştı. Gelişen teknolojiyle birlikte uzaya gitmenin maliyeti azalsa da istenen rakamlar hâlâ oldukça yüksek.

UZAY ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ ÜLKELERİN AYIRDIĞI BÜTÇELER

Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (ISS) faaliyetler beş uzay ajansının işbirliği içinde yürütülüyor. Bunlar ABD, Rusya, Kanada, Japonya ve Avrupa uzay ajansları. Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) 22 üyesi bulunuyor. Üyelik için AB üyesi olma şartı aranmayan ESA’ya birlik dışında Norveç, İsviçre, İngiltere gibi ülkeler de üye. Fakat Türkiye ESA’nın bir üyesi değil. 2004’te TÜBİTAK ile ESA arasında imzalanan işbirliği anlaşmasından sonra üyelik için bir adım atılmadı.

ISS’e astronot göndermiş bazı ajansların bütçeleri şöyle:

NASA: 23 milyar dolar
ESA: 6 milyar Euro
Rusya Uzay Ajansı: 1,7 milyar dolar
Almanya Uzay Ajansı: 1,1 milyar Euro
Japon Uzay Ajansı: 500 milyon dolar
İngiltere Uzay Ajansı: 374 milyon sterlin
Kanada Uzay Ajansı: 300 milyon dolar

Bu ülkelerin dışında uzayda çeşitli keşif faaliyetleri yürüten ülkeler arasında yer alan Hindistan ve Çin’in de uzay ajansları bulunuyor. Çin uzay ajansına yılda 8 milyar dolar bütçe aktardığı tahmin edilirken Hindistan ise 2 milyar dolar civarında kaynak ayırıyor.

Türkiye Uzay Ajansı’na (TUA) ayrılan devlet bütçesi ise 38 milyon TL olarak gözüküyor. BBC’nin haberine göre çeşitli bakanlıklardan ve kurumlardan ayrılan payla birlikte bütçenin 2021 itibarıyla 40 milyon doları bulduğu belirtiliyor. Yeni hedefler doğrultusunda bütçenin artırılması da planlanıyor.

UZAY KONUSUNDA YENİ HEDEFLER NELER?

NASA son yıllarda yeni Ay misyonları için yoğun mesai harcıyor. NASA’nın yaptığı açıklamaya göre, astronotlar için Ay’ın yüzeyinde ABD’nin gelecek uzay keşifleri için gereken bilim ve teknoloji araçlarını kurmak temel amaç.  Ayrıca NASA Yunan Ay tanrıçası ‘Artemis’in adı verilen yeni keşif görevi kapsamında 2024’e kadar Ay’a insanlı seferler düzenlemeyi amaçlıyor. 2028’e kadar sürmesi planlanan seferlerin ardından Ay yörüngesinde uzay istasyonu kurulması ve burayı basamak olarak kullanarak Mars’a insanlı seferler düzenlenmesi hedefleniyor. SpaceX’in kurucusu ABD’li girişimci Elon Musk ve Blur Origin’in sahibi Jeff Bezos da bir süredir “Ay turizmini” başlatmak hayalini paylaşıyor.

ARTIK UZAY YARIŞINDA BİZ DE VARIZ!
ÜLKEMİZİN UZAY ÇALIŞMALARINDAKİ İLK 10 HEDEFİ

Milli Uzay Programı’nın tanıtılmasıyla, Türkiye Uzay Ajansı’nın hedefleri de kamuoyuna duyuruldu. Türkiye Uzay Ajansı’nın ilk aşamada 10 hedefi bulunuyor.

1- Ay görevi
Cumhuriyet’in 100’ncü yılında uluslararası işbirliği ile yakın Dünya yörüngesinde ateşlenecek milli ve özgün hibrit roketle Ay’a sert iniş gerçekleştirilecek.

2- Yerli uydu
Yeni nesil uydu geliştirme alanında dünya ile rekabet edebilecek ticari bir marka ortaya çıkarılacak.

3- Bölgesel konumlama
Türkiye’ye ait bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi geliştirilecek.

4- Uzay limanı
Uzaya erişimi sağlamak amacıyla bir uzay limanı işletmesi kurulacak.

5- Uzay havası
 Uzay havası veya meteorolojisi olarak tabir edilen alana yatırım yapılarak uzaydaki yetkinlik arttırılacak.

6- Uzay nesneleri
Türkiye, astronomik gözlemler ve uzay nesnelerinin yerden takibi konularında daha yetkin bir konuma getirilecek.

7- Uzay sanayisi
 Uzay alanında sanayi kümelenmesi ile entegre çalışmalar yürütülecek.

8- Uzay teknolojileri geliştirme bölgesi
 ODTÜ ile birlikte yerli ve yabancı yatırımcılarla ev sahipliği yapacak bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulacak.

9- Uzay farkındalığı
Uzay alanında etkin ve yetkin insan kaynağını geliştirmek amacıyla uzay farkındalığı oluşturulacak. Net olarak tanımlanmış alanlarda yüksek lisans ve doktora bursları verilecek. Ulusal, uluslararası yaz okulları, kurslar ve çalıştaylar organize edilecek.

10- Türk astronot
Bir Türk vatandaşı, bilim misyonuyla uzaya gönderilecek.

——————————————————————————

Kaynaklar: BBC, BBC Türkçe, CNN, The New York Times, NASA, Tübitak- Bilim Genç, WordAtlas, Anadolu Ajansı, DHA

Haberi kaynağından okumak için tıklayın.

2021-02-13 08:32:40

Yayım tarihi
Teknoloji olarak sınıflandırılmış

Bir Cevap Yazın